şarap çılık tarihi ve sağlık


ŞARAP TARIHI:

 

Tarihçiler, şarabın anavatanını Orta Anadolu olarak gösterirken tarih olarak da M.Ö 3 bin yılına işaret ediyorlar. O gün bugün, şarap üreten ve sofralarını kadehlerle donatan insanoğlu, bazen sevdalarını bazen de kadehlerini paylaşmış durmuş şarapla... Yerinde, zamanında ve ölçüsünde alındığı zaman deva olup can katmış içine... içmesini bilmeyeni de pişman etmiş bin kere... Çünkü, şarap üretmenin de içmenin de bir formülü, bir adabı var!..
     Sofraların neşesi, iştahsız çocukların ve tansiyonu düşük olanların ilacı... Az içildiği zaman faydalı, çok içildiği zaman ise zararlı... Yemek öncesi ve arasında alındığında da iştah arttırıcı ve hazmettirici özellikte. Ancak şarabın özelliği yani yaşı da çok önemli.

     Şaraplar renklerine göre de adlandırılıyor. En çok bilinen ve tüketileni ise kırmızı ve beyaz şaraplar. Pembe şarap ise, belirli oranda kırmızı ve beyaz üzümlerin şarap olmadan önce karıştırılarak fermantasyona bırakılmasıyla elde edilebileceği gibi kırmızı üzümden yapılmış şarap, birinci fermantasyon yarıda kesilerek pembe şaraba dönüştürülebiliyor.

Öte yandan şaraplar tatlarına göre de sınıflandırılıyor. Şekeri tamamen alkole dönüşmüş ve içinde çok az miktarda şeker bulunan "sek şarap", içinde belirli ölçüde şeker bırakılmış "dömi şarap" ve kokusu olan, alkolü yüksek "tatlı şarap"...

 

Şarabın saklanması en az yapımı kadar özen istiyor. Meşe ağacından yapılma tahta fıçılardan 4-5 yıl saklanan şaraplar genellikle loş, sarsıntı ve gürültüden uzak serin mahzenlerde muhafaza ediliyor.

. Şarap ve Sağlık
Ortalama 650 kalori veren bir litre şarap, yaklaşık 900 gr. süt, 370 gr. ekmek, 385 gr. et ve 5 yumurtanın verdiği kaloriye eşdeğerde. Şarapta bulunan minareller, vitaminler ve enzimler vücuttaki değiş-tokuşun düzenli olmasında etken olduklarından dolayı, solunum organlarına canlılık kazandırır, beyin ve diğer organlara olan kan iletişimini hızlandırır. Böbreküstü bezlerin çalışma temposunu ayarlayarak hormon salgılamayı kamçılayan şarap, vücudun direncini arttırarak soğuk algınlığına ve diğer enfeksiyon hastalıklarına karşı vücudu korur.

Ancak şarabın tüm bu yararlarının, dozunda içilmesi koşullarında gerçekleştiğini tekrar hatırlatmakta ve vurgulamakta yarar var. Kadehi elinize alınca dokunma duygusunu, içince tad alma duygusunu, bakarak görme, koklayarak koku almanızı harekete geçirebilirsiniz. Oysa mutluluk veren bu olayda tek yapamadığınız şey içkinin sesini duymak. İşte bu tokuşturma anında 5'inci duyu organını da devreye girerek sizi dört dörtlük hale getiriyor



Kaliteli şaraplarımız
Yurdumuzda da kaliteli şaraplar üretiliyor. Ankara, İzmir, Niğde, Nevşehir, Tokat, Gaziantep, Manisa, Elazığ, Çanakkale, Tekirdağ, Ürgüp, Kilis, Şarköy ve Bozcaada gibi merkezler kaliteli şarapları ile ünlü. Yurdumuzda Ankara Keskin'de yetişen " hasan dede", Tokat'ın meşhur "narince", İzmir Bayraklı'nın ünlü "misket", Ürgüp ve Nevşehir'in "Emin" ve Bozcaada'da yetiştirilen "Seminyon" tipi üzümler beyaz şarap için; Bozcaada'da "Kontrol", Kırklareli'nde "Papaz Karası", Ankara'da "Kalecik", Gaziantep'de "Sergi Karası", Elazığ'da "Öküz Gözü"gibi üzümler ise kırmızı şarap için çok kaliteli türler olarak değerlendiriliyor.


Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : şarap,sağlık

İŞTE GERÇEK AŞIK BUDUR

Yavuz sultan selim her fetih ettiği yerde bir süre kalırmış. Bir gün mısırı fetih ettikten sonra  çadırı  kurulur ve çadıra mısırlı bir kadın hizmetçi olarak tutulur. Kadın günler sonra  yavuz sultan selim i  görür  ve kalbi yerinden çıkacak gibi  çarpar. Kendisi okuma yazma bilmez hemen okuma yazma bilen bir arkadaşına gider ve bir mektup yazdırır. Mektup u hemen yavuz sultan selim in yastığının altına koyar ve yavuz sultan selim kağıdı görür ve okur. Mektupta “DERDİOLAN NE EYLESİN” yazmaktadır. Yavuz sultan selim kağıdın  arkasına yazar ve yastığın altına koyar. Ertesi gün kadın kağıdı görür alır ve hemen arkadaşına gider arkadaşı okur “DERDİ OLAN SÖYLESİN” yazmaktadır. Kadın yine kağıda yazdırır ve yine aynı yere koyar sultan kağıdı görür ve okur.”KORKARSA NE EYLESİN         “yazmaktadır. Sultan kağıda tekrar yazar ve aynı yere koyar kağıtta “KORKMASIN SÖYLESİN” yazmaktadır. Kadın yine arkadaşına okutturur  ve bütün cesaretini toplar sulatanın karşısına çıkar o kadar heyecanlıdır ki  sultan ın  karşısında nefesi kesilir ve ruhunu Allah a  teslim eder. Sultan anlamıştır  döner halka seslenir “işte gerçek aşık budur sevdiğinin karşısında nefesi kesilir ve kalbi durur  işte bu kadın gerçek aşık” der.


Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : AŞK,SEVGİ

MESAJLAR NEDEN 160 KAREKTER

Niçin mesajlar 160 karekte hiç düşündünüz mü!
Mesela 160 karekter yerine niye 150 neya 200 değil?
Bunun sebebinin teknik bir zorunluluk ile ilgili olduğunu düşünebilirsiniz. Fakat işin gerçeği, bu 160 karakter sınırının herhangi bir teknik sebebi yok. Bunun tüm suçlusu Friedham Hillebrand adlı bir Alman. 1985 yılında, iletişim araştırmacısı olan Friedham Hillebrand ve bir kaç meslektaşının önemli bir görevi vardı. Görevleri taşınabilir telefonların görüntüleyebilecekleri metin tabanlı mesajlar ile ilgili standartları oluşturmaktı.
Hillebrand bir mesajın en fazla kaç karakter içerebileceğine karar vermeliydi. Daktilosunun başına oturdu ve yazmaya başladı. İnsanların bir kısa mesajda yazmaları muhtemel rastgele notlar ve sorular yazarak bütün bir kağıdı doldurdu. Sonra bu notların hepsini okudu. Görünüşe göre 160 karakter her kullanıcı için fazlasıyla yeterli olacaktı ve o günden sonra 160 karakter standart olarak kabul edildi

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler :

Dikkat İlk Virüsler Ve İlk Virüsleri Yazanlar

Bu seferki yazımda virüsler, ilk virüsleri kim yapmıştır bulaşma prensibleri vs.

Virus terimi ilk olarak 1984'te Fred Cohen tarafından hazırlanan Experiments with Computer Viruses (Bilgisayar Virüsleri ile Deney) adlı tez çalışmasında kullanılmış ve terimin Len Adleman ile birlikte türetildiği belirtilmiştir. Ancak daha 1972'lerde David Gerrold'e ait When H.A.R.L.I.E Was One adlı bir bilim-kurgu romanında, biyolojik virüsler gibi çalışan VIRUS adlı hayali bir bilgisayar programdan bahsedilmiş . Yine bilgisayar virüsü terimi, Chris Claremont'in yazdığı ve 1982 yılında basılmış Uncanny X-Men adlı çizgi romanda geçmiş . Dolayısıyla Cohen'in virüs tanımlaması akademik olarak ilk kez kullanılsa da terim çok önceden türetilmişti.        

Elk Cloner adlı bir program ilk bilgisayar virüsü olarak tanımlanmıştır. Rich Skrenta tarafından 1982 yılında yazılan virüs Apple DOS 3.3 işletim sistemine bulaşıp disketler vasıtasıyla yayılmıştır. Bir lise öğrencisi tarafından hazırlanıp şaka olarak oyun dosyaları içerisine gizlenmişti. Oyun, 50. çalıştırmada virüs gönderiliyor ve sonrasında boş bir ekranda Elk Cloner adlı virüs hakkında bir şiir gösterilererek görevini tamamlıyordu.

İlk PC (Kişisel Bilgisayar) virüsü Brain adında bir boot virüsü idi ve 1986 yılında Pakistan'ın Lahore şehrinde çalışan Basit ve Amjad Farooq Alvi isimli iki kardeş tarafından yazılmıştı. Kardeşler virüsü , resmi olarak, yazdıkları yazılımın korsan kopyalarını engellemeye yönelik hazırlamışlardı. Ancak analizciler bir tür Brain değişkeni (varyant) olan Ashar virüsünün , kodlar incelendiğinde aslında Brain'den önce oluşturulduğunu iddia etmekteler. 1990'ların ikinci yarısından itibaren makro virüsleri yaygınlaşmıştır.

Bazı virüsler; uygulamalara zarar vermek, dosyaları silmek ve sabit diski yeniden formatlamak gibi çeşitli şekillerde bilgisayara zarar vermek amacıyla programlanmışlardır. Bazıları zarar vermektense , sadece sistem içinde çoğalmayı ve metin, resim ya da video mesajları göstererek fark edilmeyi tercih ederler. Bu zararsızmış gibi gözüken virusler kulanıcı için problem oluşturabilir. Bilgisayar hafızasını işgal ederek makineyi yavaşlatabilir, sistemin kararsız davranmasına hatta çökmesine neden olabilirler. Sonuç olarak birçok virüs, hata  kaynağıdır ve bu hatalar sistem çökmelerine ve veri kaybına neden olabilir.

Peki bu bilgisayar virüsleri nasıl bulaşır? Virüsün bulaşması için, virüs kodunun sistemde bir şekilde çalışır hale gelmesi gerekir

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler :

KOLABASTI(HOPTEK) NASIL ÖĞRENİLİR?

Günümüzün en meşur oyunlarından biri olan kolbastı(hoptek) artık sizde öğrene bilirsiniz. Şu anda  gençlerin en çok oynadıkları veya oynamayı örendikleri oyun olan kolbastı artık vıdeo ları ile evlerde de öğtenile bilir.
Aşağıda paylaştığımlinklerde sizde evinizde öğrenebilirsiniz..
Sizlere kolaygelsin 

1. 
ayak ve bacak hareketleri
 2. kadınlara özgü hareketler
 3. kalça hareketi
 4. yerde yapılan haraketler
 5. erkeklere özgü hareketler
 6. toplu yapılan hareketler
 7. el ve kol hareketleri

İnşallah yardımcı olabilmişimdir.

Yorum (1) Yorum yaz! | Etiketler :